Ertan Aksoy değerlendirdi: Toplumun vicdanı seccade iftirasını kabul etmedi

Türkiye siyasal tarihi solun sağ karşısında yenildiğine dair örneklerle doludur. Elbette bunun siyasal, ekonomik, sosyolojik birçok nedeni olmakla birlikte, solun hatalarının da azımsanamayacak payı var. Başta sayısal olarak çoğunluk olamamasına rağmen, ısrarla bölünerek seçimlere gitmesi solun tarihine etki eden, yön veren en önemli nedenlerden biridir.

Bu yenilgileri yaratan dönemin sol adına karar vericileri, bugün hala kamuoyunda ciddi bir itibar kaybı yaşamış değil. O dönem, fikirlerine bağlılıkları ülke çıkarlarına bağlılıklarından yüksek olanlar, muhtemel ki şimdi bir kısmını hatırlamakta bile zorlandıkları anlamsız düşünce farklılıklarından dolayı solu bölüp seçimleri sağa hediye ettiler.

Paradoksal olarak bu tutumları açıkçası siyasi kariyerlerini de çok olumsuz etkilemedi. Bunun önemli sebeplerinden biri de genellikle ANAP gibi DYP gibi merkez sağ siyasete karşı kaybetmeleriydi. Bu kez kaybedilirse, bugünün karar vericilerini aynı sonuç beklemiyor. Çünkü Hüda Par ve Yeniden Refah’ın katılımı ile Cumhuriyet tarihinin en gerici ittifakı oluşmuş durumda.

Ben bu kez her şeye rağmen seçmenin siyasete müdahalesinin doğru sonuca götüreceğine inanıyorum. Tıpkı 6’lı Masa’da ortaya çıkan ayrılıklarda ortaya çıkan toplumsal baskı gibi, bu bölünme halini sandıkta düzelteceğini düşünüyorum. Sosyal medyada aldığı etkileşime kapılan, kibiri, egosu aldığı toplumsal karşılıktan büyük olan, solu bölen bu siyasiler de bu sayede hak ettiğini bulmuş olacak.

İktidar bloğu seçim sürecini şimdilik iki ayak üzerinden götürüyor. İlki belirttiğim üzere solun bölünmesini desteklemek. İkincisi ise gerici ittifakının doğası gereği dışlayıcı, hedefleştirici siyaset. Yazının kalan bölümünde dışlayıcı ve hedefleştirici siyasetin son örneğine yer vermek istiyorum.

Malumunuz geçtiğimiz hafta iktidar bir fotoğraf üzerinden “seccadeye bastınız” tartışması açtı ve elindeki tüm imkanlar ile bu tartışmayı büyütmeye çalışıyor. İstiyor ki ülkede çocuk açlığını, yoksullaşmayı, gıda enflasyonunu, yargıdaki çürümeyi, eğitimdeki gerilemeyi, depremde yaşamını kaybetmiş on binlerce insanımızı değil seccadeye basmayı konuşalım. Bu sayede hem iktidar yönetememesinin üzerini bu seccade ile kapamış olsun hem de rakibini inançlara karşı saygısı olmayan biri durumuna düşürsün.

Bu hafta yaptığımız bir ölçümde bu konuyu ele aldık. Sonuçları itibariyle rahatlıkla ifade edebilirim ki, hükümet gündemi değişmeyi başarsa da Sayın Kılıçdaroğlu’nu arzu ettiği gibi inanca saygısız durumuna düşürememiş. İktidarın kötülüğü toplumun vicdanına yenilmiş. Sonuçlara birlikte bakalım.

İktidar havuz medyasında, merkez medyada ve sosyal medyada birkaç gündür bu konu dışında bir konunun konuşulmasına müsaade etmiyor. Buna rağmen “seccadeye basıldı” haberini bilenlerin oranı aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere istedikleri düzeyde değil.

İlgili fotoğrafı deneklere gösterdik ve gördünüz mü diye sorduk. Görenlerin oranı yüzde 58,9. Tabloda yer alan büyük partilerin seçmenlerinin yanıtlarına baktığımızda hemen hemen aynı oranda bir bilinirlik olduğunu görüyoruz. İktidarın medya bombardımanına rağmen konu toplumda istedikleri kadar yaygınlaşmıyor. Çünkü çocukların okula aç gitmek zorunda kaldığı bir ülkede insanlar bu tür sentetik gündemlerle ilgilenmiyor.

Gelelim iktidarın iddiasına toplumun inanıp inanmadığına. Malum iktidarın iddiası şu ki, her inanca eşit düzeyde saygı duyan, temas ettiği herkese özenli olan Sayın Kılıçdaroğlu “fotoğraf çektirirken bir seccade görmüş ve dur şu seccadeye basayım” demiş. Peki iktidarın bu iddiası karşısında toplum iktidara ne diyor ona bakalım.

Toplumun bakışını anlamak için deneklere fotoğrafı gösterdik ve “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı iftar yemeğinde yerde duran bir seccadenin üzerinde çekilmiş fotoğrafı ile ilgili kamuoyunda 2 farklı görüş bulunmaktadır. Sizin görüşünüz aşağıdakilerden hangisine yakındır?” sorusunu sorduk. Biri iktidara ait olmak üzere iki farklı görüşü seçenek olarak verdik. Sonuçlar aşağıdaki gibi.

Bilerek bastığını düşünenlerin oranı yüzde 30,6’da kalırken, farkında olmadan bastığını düşünenlerin oranı yüzde 69,4’e ulaşıyor. Yani anlayacağınız AKP ve MHP oyları toplamı yüzde 38-40 bandına denk gelirken bu iftiraya inananların oranı yüzde 30’da kalıyor. Toplumun vicdanı iktidarın iftiralarının karşısındaki en büyük direnci oluşturuyor.

Bu iddiaya inanan yüzde 30,6’yı oluşturan seçmen grubu iktidarın en çekirdek seçmen grubunu oluşturuyor. Bu grup iktidarın söylemlerine neredeyse tam bağlı. İktidar “bu yıl Kılıçdaroğlu yüzünden Doğu Anadolu bölgesine çok kar yağdı” dese ona da inanacak alt kümeler mevcut bu grupta.

Muhalefete düşen, bu iftira karşısında duran yaklaşık yüzde 70’i referans almak. Daha fazla seccadeye farkında olmadan bastığını anlatmak yerine, toplumun somut sorunlarına bağlı kalmak. Çünkü Sayın Kılıçdaroğlu babasının ona verdiği tembihe bağlı kalması sayesinde bu iftirayı da atlatmış durumda. “Oğlum sen doğru dur eğri belasını bulur”. Öyle de oldu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir